Güneş gözlüğü


1/5/2008 · Kategori: Hayatin icinden

Biliyor musunuz? Güneş gözlüğünüde bulan bizim ÇinlilermişJ

Adalet heykelinin gözü Batı’da bağlı, Çin’de ise güneş gözlüklü,çünkü güneş gözlüğü dediğimiz karartılmış camlı gözlükler Çin mahkemelerinde yargıçların gözlerini saklamak için kullanılırmış.

1930’da Amerikan hava kuvvetleri güneş gözlüğü kullanma kararı almış.Pilotların sırtı yazılı deri ceketleri ve eldivenlerinin bol bol filmlere de konu olduğunu biliyoruz..

Sivillerin yaşamına girişi Dünya Savaşından sonrası.!960 da Hollywood yıldızlarının kullanması

İkinci ikna dalgasını yaratır. Güneş gözlüklü tipler seçkin ifadelerle dolaşır :))

Bu nedenle Motosikletli polislerden sivillere, mafyaya kadar güneş gözlüğünün “Uzman”laşmayı ima etmesinde etkilidir.

Lise yıllarında okul etrafında dolaşan komik gözlüklü delikanlılar geldi aklıma.

O yıllarda da şimdi olduğum gibi çocuksu olduğumdan benim ilgi alanıma girmezlerdi ama

Tolga Savacı’nın Uçak üzerinde verdiği fiyakalı pozlarını hatırladımJ)

Hanımlar saç tepesine koydukları güneş gözlükleriyle (ki ben hala yakıştırırım)

Havalar atarlarmış..(piyasada yok muydu,pahalımıydı bilmiyorum)

Neyse ki günümüzde Aksesuar olmaktan çıktı..

Mutlaka hepimiz kullanıyoruz..Yalnız o ne modeller var hepsi beni al diye çıldırtıyor adamı..

Yorum (5) Yorum yaz!

Salça


27/3/2008 · Kategori: Hayatin icinden

           

        Salçasız yemek düşünülmeyen Türk mutfağında domatesin tarihinin ne kadar yeni olduğu  bilinince, eski damak zevki ve tarihi yemeklerin tadı üstünde tekrar düşünmek gerekir.. Salça sözcüğü Yunanca saltsa aracılığıyla İtalyanca tuzlu anlamında salsa’dan gelir.

 

         Domates ve biber salçaları uzun dönem ev yapımıyken, 1955’de Bursa’da Tamek Gıda A.Ş. kurulur. Tokat’ta Dimes, Turgutlu’da Tukaş’tan sonra Tat ve Vatan’la konservecilik

Sektörü gelişir..    

         Hazır salça kullanıyorum bende..Ancak çocukluğumda “Dam”larda gördüğüm

Tepsi tepsi salçalar, üzeri tülbentlerle kaplı, uçmasın diye mandallarla taşlarla

Tutturularak kışın besini olarak kalmış aklımda..

Annem çalıştığı için bunlara vakit bulamaz ama görmem için mutlaka

götürürdü salça yapılan evlere ..Mahalleli toplanır biberler ayıklanır,çekilir,

Kadınlar arada bir karıştırır, mis gibi kokular yayılır

Şimdi binaların çok yükselmesi ile balkonlarda güneşle pişiriliyor,salçalar..

Bir parmak çalmayı  zevkle yapıyor minik yaramazlar…

Yorum (8) Yorum yaz!

Düdüklü Tencere


25/3/2008 · Kategori: Hayatin icinden

                

Gaz kanununu bulan ünlü fizikçi Robert Boyle ‘un öğrencisi Denis papin

12 Nisan 1682’de Londra’da Royal Society’de buharlı tenceresinde pişen ilk yemeği arkadaşlarına yedirir..Papin bu icadını 1679 da yapmış..1682 de sunmuş..

Bu en sert malzemeyi yumuşacık yapan “Buharlı sindirici” adlı tencere için broşürler hazırlatarak satışa sunmuş..Bir çok av hayvanı için rahatça kullanılan buharlı sindirici

Londra mutfaklarında açık ateşe dayanıklı olmadığı anlaşılıncaya kadar gümbür gümbür patlamış..1810’da Napoleon ordu için yiyeceklerin korunmasını sağlayan

Bir sistem bulana ödül vaat edince Nicholas Appert pişirme, steril etme ve şişeleme

Tekniğini geliştirerek buharla pişirmeyi tekrar gündeme getirir..

Aziz Nesin 1950’li yıllarda montaj sanayini eleştirmek için Düdüklü tencere fabrikasının

müdürünü şöyle konuşturur:

“Düdüklü tencere fabrikası için lazım olan malzeme, yani tencere, tencere kapağı,vidaları,

düdük vesaire hep Amerika’dan gelir. Ama biz burada monte ederiz…Düdüklü tencere yaparız.Yani Türk işçisinin alın teriyle olur..Üzerine Yerli Malı diye de madeni bir etiket koyarız..Hıı bu etiketlerde Amerika’dan gelir.Fabrika  Türk ve Amerikan sermayesiyle

kurulmuştur.Parası bizden , akıl vermek onlardan!! Hey hat ne diye bilirim?

Efendim çocukluğumda düdüklü tencerenin patlayıp mutfak tavanımızda nohut ve tavuk parçalarının sergisini gördükten sonra, düdüklü tencerenin pişirmesi esnasındaki

hiçbir mutfakta bulunmadım..Evlendikten sonra eşim kullandı ben kaçtım…

Sonra tefal ürünleriyle tanışınca bana pek bir kolay geldi yaklaşık 10 senedir tefal’in

Düdüklü tenceresini korkmadan ve kolaylıkla kullanıyorum..

Hatta insanın eli ayağı ..şipşak.

İçinde pişen yemek tencereden daha lezzetli oluyor..

İllaki patates,nohut ve fasulye… 

 

  

Yorum (9) Yorum yaz!

Diş Macunu


23/6/2007 · Kategori: Hayatin icinden

 

Bilinen ilk diş macunu Eski Mısırlıların İÖ 2000’lerde

Öğütülmüş sünger taşı ve sirkeyle yaptıkları karışımmış.

18.yy kadar modern dişçilikte kullanılan amonyağın

Ayrıştırılmasına kadar

Romalılar idrar ile dişlerini çalkalarlarmış (inanamıyorum)

1308’de berber loncasından ayrılan dişçilerin en önemli işi

Dişleri beyazlatmakmış. Dişler nitrik asitten elde edilen

Sıvıyla beyazlatılıyor ama diş minesine verdiği zararla

Dişlerdeki çürüme hızlanıyormuş.

1802’ de Napolili dişçiler Napoli suyundaki floridin

Dişlerin çürümesini engellediğini saptayınca diş macunu

Olarak florid ve bal karışımı kullanmaya başlanmış.

1915’ lerden sonra ABD’ yapılan bilimsel deneylerden

Sonra Floridin dişmacunlarına girmiş.

Avrupa ruhsatıyla her türlü malın üretilmeye

Başlamasından önce bildiğimiz ünlü diş macunları

Yerli ürünlermiş.. Radyolin eczacı Necip Avni

Akar tarafından 1927 ‘de kurduğu ıtriyat fabrikasından

Önce necip diş macunu adıyla üretilmiş.

Marketlerde her çesidiyle alıcısını bekleyen

markalardan benim ev sevdiğim karbonatlı olandır.

siz hangisinden memnunsunuz ?

 

Yorum (6) Yorum yaz!

Dondurma


16/5/2007 · Kategori: Hayatin icinden

DONDURMA

Çin’de İÖ 2000 yılından beri aşırı pişirilmiş Pirinçle baharat ve sütün

Karla karıştırıldığı zengin yemekleri 13.yy gelindiğinde meyve sularıyla

Karıştırılarak Pekin sokaklarında satılan bir tatlı haline gelmiş.14.yy da

İtalya’da, yeraltı mahzenlerinde saklanan karların kullanmasıyla yapılan

Meyveli buz tatlısıymış. Fransa kralı II. Henry bir ay süren düğününde

Servis edilen buzlu tatlılarla büyük sükse yapmış böylece aristokrasiye

Tanıtmıştır. İspanyol fizikçi Blasius Villafranca Roma da kar ve buza

Güherçile katıldığında sıvının donma noktasına çok çabuk ulaştığını

Keşfetmiş. Evliya Çelebi Tire’de vişne hoşafının dondurmayla yenildiğini

 Anlatır. Bugün Fast-food dükkânlarının Milk-shake diye sattıkları da

Özünde benimde memleketimde bolca yediğim güney illerinin

Karsambaç’tır. Dondurma külahı bilindiği kadarıyla ilk kez 1904

St. Louis Dünya Fuarında ortaya çıkmış. Hikâyeye göre kâğıt tabağı

Biten dondurmacı, komşusu Şamlı satıcıdan gözleme alarak dondurmaları

Onlara koyup satmış ve fuarın gözdesi olmuş.1912’ye kadar elle yapılan

Külahlar bu tarihten sonra makinesinde üretilmeye başlamış.

Maraş ve AOÇ dondurmaları ününü sürdürse de paketli dondurmalar

Hijyenmiş gibi saltanatı almış….Bal kahve dondurmayı çok sevdiği gibi

Çocukken yediği bici bici, karsam baç ve Eskimo’yu çok özlemiş…

Eskimo mahalle aralarında bazı teyzelerin evlerinde yaptıkları

Süt şeker yâda gıda boyası şeker karışımlarını yıkanmış

Temizlenmiş ilaç kutularına dökerek içine kargı ilave edip buzlukta

Dondurdukları buzlu tatlıymış. Annesi izin vermediği için

Gizli gizli satın alır yermiş… Benden hepinize

Birer magnum afiyet olsun.

 

Yorum (10) Yorum yaz!

Özgeçmişler önemlidir,gelecek için.


13/4/2007 · Kategori: Hayatin icinden


M.Kemal Atatürk
İsmet İnönü
Celal Bayar
M.Kemal Atatürk
İsmet İnönü
Celal Bayar
Cemal Gürsel
Cevdet Sunay
Fahri Korutürk
Cemal Gürsel
Cevdet Sunay
Fahri Korutürk
Kenan Evren
Turgut Özal
Süleyman Demirel
Kenan Evren
Turgut Özal
Süleyman Demirel


Ahmet Necdet Sezer



Ahmet Necdet Sezer

 

 

Atatürk’ün kendi el yazısıyla yazdığı Nutuk’un taslak metinlerinde üzeri çizili bir cümle vardır ki, bana çok dokunaklı gelir.

Der ki Atatürk, “Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve medeni kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile, geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.”

Bu bölümün altına yazdığı şu iki cümlenin üstünü çizmiştir:

“Bu söylediklerim hakikat olduğu gün senden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur: Beni hatırlayınız.”

Belki de bir veda nutku sanılmasından çekindiği için, belki de bambaşka bir nedenle bu iki cümleyi çizdi. Ama ben bunu Atatürk’ün en duygusal vasiyeti olarak hissetmişimdir hep.

Seni hatırlamakla kalmıyoruz, senin aydın hedeflerine gittikçe daha kalabalık yürüyoruz… 


Yorum (8) Yorum yaz!

« Önceki ::

body>