55 kelimede sen,büyüleyenmutfakkokusu


28/3/2008 · Kategori: siir etkinligi


  

     Büyülü hayallerim vardı.   

 Hayallerim vardı, gökyüzüne serdiğim. Önce şimşekler çaktı.

Işık mı? Gürültü mü? Anlayamadım.

         Sonra bulutlar birbir geldi üstüme, çarptılar suratıma,

hava soğudu lapa lapa kar yağdı.Hayallerimde dondum..

Işık çarptı üstüme, çatlamalar oldu. Karlar eridi, sular içinde kaldım.

Hayallerimde boğuldum. Su yerden fışkırdı. Benim hayallerim

Havada kaldı.Telefon telinde hayallerimle asıldım..

Güneş doğdu , gülecek sandım..Yanmalar başladı.Kurudum..

                                                   

 

Bu roman senin için....sen 55 kelimeye sığmazdın aslında,

 

Bloglardan ayrı kaldığım bir gün blogcuda dolaşırken

okuduğum bir habere inanamadım..Olamaz gibi geldi bana..

olmamalıydıda..Doğruluğunu nasıl teyid ederim diye düşündüm

kendine ait bir yazısında köyüne gelen bir prensesden bahsediyordu.

bu haberden yola çıkarak köyünü buldum..ordanda bu habere ulaştım

dünyalar tatlısı ,yorumların en komiğini yazan ,yazdıkları ve yaptığı mutfak becerileri

ile hepimizi

büyüleyen güzel insan Esra Huzur içinde yat..Sulu sulu

http://gimmemamalove.blogcu.com/ beni mimlemiş.Teşekkür ederim.

 

Şimdi bende 

Seni mimlerdim bilirsin ...

bak senin yorumlarından 55 kelimelik  mim hazırladım.....

 

23 kasım 2007'de bitti her şey!

 

Kokuyu izleyin bana ulaşacaksınız, burası büyülü mutfak

bir giren pişman bir de girmeyen

Amatör yemek yaparım. Hiç bir ustalık belgem yoktur.

Ama profesyonel arkadaş, kardeş ve evladımdır.

12/2/2007 - merhaba ,ben bir sigara en kazıyım
içtim astım oldum .bırakana kadar ciğerlerimi de öldürüdüm
bıraktım 35 kilo aldım.  artık hem astım hem tombişim
teşekkürler sigara ,
27/3/2007Konu: merhaba

İncecikti, Gül dalıydı,
Dokunsam kırılacaktı,
Dokunmadım, Kurudu,

 

              Sulu sulu öptük seni

 


 

 

 

 

Yorum (5) Yorum yaz!

18 Mart


18/3/2008 · Kategori: siir etkinligi

Yorum (2) Yorum yaz!

şiir etkinliği 14.Buluşma Noktası


26/6/2007 · Kategori: siir etkinligi

Buluşma Noktası

Ak yıldız kaydı,
mavi balık telaşla ufka yüzdü.
Tek buluşma noktasında,
yıldız suya düştü,
su yandı,
mavi balık öldü.
Tüm mavi balıklar yüze vurdu.
Bu yüzden deniz mavi.
Bu yüzden her yıldız kaydığında
hüzün...

 

Gamze Yıldırım

antoloji.com'dan alıntıdır..

 

 

 

AÇSAM RÜZGARA    

Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş.

Maviliklerde sefer etmek.

Bir sahilden çözülüp gitmek

Düşünceler gibi başıboş.  

Açsam rüzgâra yelkenimi,

Dolaşsam ben de deniz deniz

Ve bir sabah vakti, kimsesiz

Bir limanda bulsam kendimi. 
 

Bir limanda, büyük ve beyaz...

Mercan adalarda bir liman.

Beyaz bulutların ardından

Gelse altın ışıklı bir yaz. 
 

Doldursa içimi orada

Baygın kokusu iğdelerin,

Bilmese tadını kederin

Bu her âlemden uzak ada. 
 

Konsa rüya dolu köşkümün

Çiçekli dalına serçeler.

Renklerle çözülse geceler,

Nar bahçelerinde geçse gün. 
 

Her gün âheste mavnaların

Görsem açıktan geçişini

Ve her akşam dizilişini

Ufukta mermer adaların. 
 

Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş!

İller, göller, kıtalar aşmak,

Ne hoş deniz deniz dolaşmak

Düşünceler gibi başıboş. 
 

Versem kendimi bütün bütün

Bir yelkenli olup engine.

Kansam bir an güzelliğine

Kuşlar gibi serseri ömrün.


 

Yorum (15) Yorum yaz!

şiir etkinliği 13 özlem


19/6/2007 · Kategori: siir etkinligi

ÖZLEM

 

Özlem, yarın neler olacağını bilmeden,
yarın, hep, dün olmuş olanların -
bugün, olmasını , ister...

Özlem, zamanı, karıştırır, işte...

Özlem, zamansız olmak ister -
olur da....

-----

Özlem, uzaktan, saatlerce zamanın ve kilometrelerce uzamın ötesine uzanıp
- yanıt alamayacağını bile bile - sorar;
" şimdi orada, yattın mı - rahat mısın?-
uyu artık-"...
"Allah rahatlık versin -"...

-----

Özlem, yeri gelir, buruşturulup bir kenara atılmış boş sigara paketi gibi olur - öyle hisseder kendini özleyen...

-----

Özlem sana, yanlızlığının değerini de öğretir, yakıcılığını da...

Oruç Aruoba

14 Temmuz 1948’de Karamürsel’de doğdu. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji’nde tamamladı. Hacettep Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde Yüksek Lisans aldı. Aynı üniversitede Felsefe Bilim Uzmanı oldu. Felsefe doktorasını tamamladı ve 1971-1983 arasında öğretim üyeliği yaptı. Tübingen Üniversitesi (Almanya) felsefe semineri üyeliği (1976-1977) ve Victoria Üniversitesi (Yeni Zelanda) konuk öğretim üyeliğinde bulundu (1981). Binlerce öğrenci yetiştirdi. 12 Eylül dönemi sonrasında 1983 yılında üniversiteden ayrıldı. İstanbul’a yerleşerek çeşitli yayın kuruluşlarında çalıştı, yazı ve çeviri işleriyle uğraştı. Hume’dan, Nietzche’den, Wittgenstein’dan, Rike’dan, Celan’dan çevirileri var.

 

Özlediğin, gidip göremediğindir;
..

Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin


özlem ,gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen

Yorum (11) Yorum yaz!

şiir etkinliği 11 BARIŞ


5/6/2007 · Kategori: siir etkinligi

EĞER tüm iyi ve kötü, güzel ve çirkin yanları ile Türkiye’yi ve Türk halkını bir bütün olarak sevebiliyorsan ve ‘Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı’ sıfatının, adının başına gelebilecek en onurlu sıfat sayıyorsan,

EĞER Atatürk’ümüzün, ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesinin derin ve insancıl anlamının bilincine varabilmişsen ve ‘Dünyanın en uzak köşesindeki, unutulmuş bir toplumun çektiği acılar’ seni ilgilendiriyor ve üzüyorsa,

GERÇEK BİR YURTSEVER, GERÇEK BİR TOPLUMCUSUN!!!!

 

Şair İsmail Ziyaeddin

II. Dünya Savaşı’nın getirdiği yokluk ve sıkıntılar üzerine yaz-

dığı "Barış Üşün" adlı şiirinde savaşa isyan eder.Gerekirse Barış için savaşılmasını

söyleyen şairin en büyük arzusu, yeryüzünde dostluk ve barışın

hâkim olmasıdır. .

BARIŞ İÇİN

Neler olmaz,

her yürekte barış ateşi yansa!

Neler olmaz,

yer yüzüne ölüm saçmak,

yakmak, yıkmak

mahvetmek,

boğmak için harcanan o zenginlik, o emek,

yokluk değil, varlık için, hayat için harcansa!

Ey kardeşim, sen düşün,

top, tüfek ve bomba yapmak için,

vagon dolusu birden

ergitilen demirden

traktör, saban,

ve gene bunlar gibi,

yıkmayan, yakmayan,

insanlığın faydasına yarayan

makineler ve aletler yapılsa,

neler olmaz!

Çağımızın son yengisi, atomun kuvvetiyle

mahşeri doğuracak

silahlar arayıp durmak yerine;

bir tek anda köy ve kasabaları

yer yüzünden silmek için

planlar kurmak yerine;

bunun gibi bulgular,

korkusuz bir geleceğin hamurun yoğuracak

uğurlu kuruluşlarda

uğurla kullanılsa,

neler olmaz!

Düşün kardeşim! Düşün...

ve sen de bütün varlığınla barış için

savaşanlara katıl!

Barışı korumak için sen de savaşa atıl!

Savaş, çünkü barış gene

savaşla kazanılır, Hak

kendinden gelir deme,

hak verilmez, alınır!

Ben,

sen,

o,

biz...

harp ve kan istemeyenler, güçlüyüz, kuvvetliyiz!

Haykıralım,

barış için savaşa çağıralım.

"Yeter artık,

dünya gene al kana boyanmasın!

"Köy-kasaba, bombalara hedef kalıp

cayır bayır yanmasın!

"Yeter artık,

ak sakallı ihtiyarlar yolda ölü yatmasın!

"Masum yavruların kanı toprağı ıslatmasın!

"Yeter! Yeter!"

diyen sesler

hep artsın!

Her doğan gün

barış için

haykıranlar sırasına yeni milyonlar katsın!

Bağıralım!

Halkları barış bayrağı altına çağıralım!

Sesimizi bütün cihan işitsin!

Bitsin

ölüm aletleri yapmak için bu yarış!

Yer yüzünde hüküm sürsün ancak dostluk ve barış!

Yorum (4) Yorum yaz!

etkinlik 10 :)


29/5/2007 · Kategori: siir etkinligi

 

Orhan Veli istanbul’u dinlerken gözleri kapalı, acaba kulağına hangi sesler geliyordu? 

Ya da Yahya Kemal, “Sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul” derken tarihin derinliklerinden gök kubbeye yükselen kaç istanbul manzarası canlanıyordu gözünde? 

Şairlerin, onların aracılığıyla da bizim yüreklerimizi titreten yalnızca sesleri, görüntüleri miydi istanbul’un? 

Kısacası istanbul, beş duyumuzu da etkileyen, bizi tepeden tırnağa saran bir şehir... 

Bu şiirlerin esin kaynağı istanbul’un doğası, orada yaşayan insanların el emeği ve alın teriyle yarattıkları güzellikler, yaşayan hayatın renkliliği ve birikimiydi. 

Bir anlamda bu şiirleri yazan şairler, kendi özgün anlayışlarına göre bir istanbul hatta birçok istanbul yaratmışlardı. 

Avni mahlasıyla şiir yazan Fatih, “Bir güneş yüzlü melek” olarak görür fethettiği şehri. 

Günümüze yaklaştıkça biraz daha tanıdık manzaralar ve daha bildik seslerle karşılaşırız: 

Evet, Yahya Kemal’in sesidir bu:

 “Sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul!

                   Görmedim, gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer

    Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul!

                   Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer. 

     Nice revnaklı şehirler görünür dünyada

           Lakin efsunlu güzellikleri, sensin yaratan

           Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada

       

      istanbul’a şairlerin gözüyle bakmamızda, onu şairlerin kulağıyla dinlememizde, kısacası gerçek bir istanbul duyarlılığı ve bilinci edinmemizde en zengin kaynağımız _siirlerdir..

       

      Vedat Türkali, ’SİS’ şairi Tevfik Fikret’e adadığı şiiri   

                               Salkım salkım tan yelleri estiğinde

               Mavi patiskaları yırtan gemilerinle

               Uzaktan seni düşünürüm istanbul

            Bin bir direkli Haliç’inde akşam

               Adalarında bahar

               Süleymaniye’nde güneş

               Hey sen ne güzelsin kavgamızın şehri 

               Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde

               Bakışlarımda akşam karanlığın

               Kulaklarımda sesin istanbul

               Ve uzaklardan

               Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde

               Sen şimdi haramilerin elindesin istanbul… 

               Boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul

               Bekle bizi

               Büyük ve sakin Süleymaniye’nle bekle

               Parkların köprülerinle

               Kulelerinle meydanlarınla

               Mavi denizlerine yaslanmış

               Beyaz tahta masalarınla bekle

               Ve bir kuruşa Yenihayat satan

               Tophane’nin karanlık sokaklarında

               Koyun koyuna yatan

               Kirli çocuklarınla bekle

               Bekle zafer şarkılarıyla sokaklarından geçişimizi

               Bekle dinamiti tarihin.

               Bekle yumruklarımız

               Haramilerin saltanatını yıksın.

               Bekle o günler gelsin istanbul bekle

               Sen bize layıksın…

Yorum (7) Yorum yaz!

« Önceki ::

body>