şiir etkinliği 14.Buluşma Noktası
26/6/2007 · Kategori: siir etkinligi

Buluşma Noktası
Ak yıldız kaydı,
mavi balık telaşla ufka yüzdü.
Tek buluşma noktasında,
yıldız suya düştü,
su yandı,
mavi balık öldü.
Tüm mavi balıklar yüze vurdu.
Bu yüzden deniz mavi.
Bu yüzden her yıldız kaydığında
hüzün...
Gamze Yıldırım
antoloji.com'dan alıntıdır..
Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş.
Maviliklerde sefer etmek.
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgâra yelkenimi,
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz...
Mercan adalarda bir liman.
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Doldursa içimi orada
Baygın kokusu iğdelerin,
Bilmese tadını kederin
Bu her âlemden uzak ada.
Konsa rüya dolu köşkümün
Çiçekli dalına serçeler.
Renklerle çözülse geceler,
Nar bahçelerinde geçse gün.
Her gün âheste mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş!
İller, göller, kıtalar aşmak,
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine.
Kansam bir an güzelliğine
Kuşlar gibi serseri ömrün.
şiir etkinliği 13 özlem
19/6/2007 · Kategori: siir etkinligi

ÖZLEM
Özlem, yarın neler olacağını bilmeden,
yarın, hep, dün olmuş olanların -
bugün, olmasını , ister...
Özlem, zamanı, karıştırır, işte...
Özlem, zamansız olmak ister -
olur da....
-----
Özlem, uzaktan, saatlerce zamanın ve kilometrelerce uzamın ötesine uzanıp
- yanıt alamayacağını bile bile - sorar;
" şimdi orada, yattın mı - rahat mısın?-
uyu artık-"...
"Allah rahatlık versin -"...
-----
Özlem, yeri gelir, buruşturulup bir kenara atılmış boş sigara paketi gibi olur - öyle hisseder kendini özleyen...
-----
Özlem sana, yanlızlığının değerini de öğretir, yakıcılığını da...
Oruç Aruoba
14 Temmuz 1948’de Karamürsel’de doğdu. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji’nde tamamladı. Hacettep Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde Yüksek Lisans aldı. Aynı üniversitede Felsefe Bilim Uzmanı oldu. Felsefe doktorasını tamamladı ve 1971-1983 arasında öğretim üyeliği yaptı. Tübingen Üniversitesi (Almanya) felsefe semineri üyeliği (1976-1977) ve Victoria Üniversitesi (Yeni Zelanda) konuk öğretim üyeliğinde bulundu (1981). Binlerce öğrenci yetiştirdi. 12 Eylül dönemi sonrasında 1983 yılında üniversiteden ayrıldı. İstanbul’a yerleşerek çeşitli yayın kuruluşlarında çalıştı, yazı ve çeviri işleriyle uğraştı. Hume’dan, Nietzche’den, Wittgenstein’dan, Rike’dan, Celan’dan çevirileri var.
Özlediğin, gidip göremediğindir;
..
Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin
özlem ,gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen
Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin
Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen
şiir etkinliği 11 BARIŞ
5/6/2007 · Kategori: siir etkinligi

EĞER tüm iyi ve kötü, güzel ve çirkin yanları ile Türkiye’yi ve Türk halkını bir bütün olarak sevebiliyorsan ve ‘Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı’ sıfatının, adının başına gelebilecek en onurlu sıfat sayıyorsan,
EĞER Atatürk’ümüzün, ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesinin derin ve insancıl anlamının bilincine varabilmişsen ve ‘Dünyanın en uzak köşesindeki, unutulmuş bir toplumun çektiği acılar’ seni ilgilendiriyor ve üzüyorsa,
GERÇEK BİR YURTSEVER, GERÇEK BİR TOPLUMCUSUN!!!!


Şair İsmail Ziyaeddin
II. Dünya Savaşı’nın getirdiği yokluk ve sıkıntılar üzerine yaz-
dığı "Barış Üşün" adlı şiirinde savaşa isyan eder.Gerekirse Barış için savaşılmasını
söyleyen şairin en büyük arzusu, yeryüzünde dostluk ve barışın
hâkim olmasıdır. .

BARIŞ İÇİN
Neler olmaz,
her yürekte barış ateşi yansa!
Neler olmaz,
yer yüzüne ölüm saçmak,
yakmak, yıkmak
mahvetmek,
boğmak için harcanan o zenginlik, o emek,
yokluk değil, varlık için, hayat için harcansa!
Ey kardeşim, sen düşün,
top, tüfek ve bomba yapmak için,
vagon dolusu birden
ergitilen demirden
traktör, saban,
ve gene bunlar gibi,
yıkmayan, yakmayan,
insanlığın faydasına yarayan
makineler ve aletler yapılsa,
neler olmaz!
Çağımızın son yengisi, atomun kuvvetiyle
mahşeri doğuracak
silahlar arayıp durmak yerine;
bir tek anda köy ve kasabaları
yer yüzünden silmek için
planlar kurmak yerine;
bunun gibi bulgular,
korkusuz bir geleceğin hamurun yoğuracak
uğurlu kuruluşlarda
uğurla kullanılsa,
neler olmaz!
Düşün kardeşim! Düşün...
ve sen de bütün varlığınla barış için
savaşanlara katıl!
Barışı korumak için sen de savaşa atıl!
Savaş, çünkü barış gene
savaşla kazanılır, Hak
kendinden gelir deme,
hak verilmez, alınır!
Ben,
sen,
o,
biz...
harp ve kan istemeyenler, güçlüyüz, kuvvetliyiz!
Haykıralım,
barış için savaşa çağıralım.
"Yeter artık,
dünya gene al kana boyanmasın!
"Köy-kasaba, bombalara hedef kalıp
cayır bayır yanmasın!
"Yeter artık,
ak sakallı ihtiyarlar yolda ölü yatmasın!
"Masum yavruların kanı toprağı ıslatmasın!
"Yeter! Yeter!"
diyen sesler
hep artsın!
Her doğan gün
barış için
haykıranlar sırasına yeni milyonlar katsın!
Bağıralım!
Halkları barış bayrağı altına çağıralım!
Sesimizi bütün cihan işitsin!
Bitsin
ölüm aletleri yapmak için bu yarış!
Yer yüzünde hüküm sürsün ancak dostluk ve barış!

etkinlik 10 :)
29/5/2007 · Kategori: siir etkinligi
Orhan Veli istanbul’u dinlerken gözleri kapalı, acaba kulağına hangi sesler geliyordu?
Ya da Yahya Kemal, “Sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul” derken tarihin derinliklerinden gök kubbeye yükselen kaç istanbul manzarası canlanıyordu gözünde?
Şairlerin, onların aracılığıyla da bizim yüreklerimizi titreten yalnızca sesleri, görüntüleri miydi istanbul’un?
Kısacası istanbul, beş duyumuzu da etkileyen, bizi tepeden tırnağa saran bir şehir...
Bu şiirlerin esin kaynağı istanbul’un doğası, orada yaşayan insanların el emeği ve alın teriyle yarattıkları güzellikler, yaşayan hayatın renkliliği ve birikimiydi.
Bir anlamda bu şiirleri yazan şairler, kendi özgün anlayışlarına göre bir istanbul hatta birçok istanbul yaratmışlardı.
Avni mahlasıyla şiir yazan Fatih, “Bir güneş yüzlü melek” olarak görür fethettiği şehri.
Günümüze yaklaştıkça biraz daha tanıdık manzaralar ve daha bildik seslerle karşılaşırız:
Evet, Yahya Kemal’in sesidir bu:
“Sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul!
Görmedim, gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer
Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
Nice revnaklı şehirler görünür dünyada
Lakin efsunlu güzellikleri, sensin yaratan
Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada
istanbul’a şairlerin gözüyle bakmamızda, onu şairlerin kulağıyla dinlememizde, kısacası gerçek bir istanbul duyarlılığı ve bilinci edinmemizde en zengin kaynağımız _siirlerdir..
Vedat Türkali, ’SİS’ şairi Tevfik Fikret’e adadığı şiiri
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm istanbul
Bin bir direkli Haliç’inde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniye’nde güneş
Hey sen ne güzelsin kavgamızın şehri
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin istanbul
Ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin istanbul…
Boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniye’nle bekle
Parkların köprülerinle
Kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalarınla bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophane’nin karanlık sokaklarında
Koyun koyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle
Bekle zafer şarkılarıyla sokaklarından geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin.
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanatını yıksın.
Bekle o günler gelsin istanbul bekle
Sen bize layıksın…

.